erdym
Üstün
Elimde şu an kasası falan hak getire, anakartı tamamen açıkta duran bir Apple TV 3 var. Şuna biraz teknik vakit ayırınca Apple'ın aslında ne kadar büyük bir donanım israfına imza attığını çok net görüyorsunuz. Bugün piyasada Raspberry Pi Zero 2W gibi cihazlar 1000–1200 TL bandında, Pi 3B ise 2.000 TL civarında satılıyor. Buna karşılık bu Apple TV'leri ikinci elde 200–300 TL gibi komik rakamlara bulabiliyorsunuz. Benimki kasası kırık hâlde 50 TL'ye geldi. Asıl acı olan kısım şu: İçindeki donanım, o bin küsur liralık Sbc'lerin çoğunu rahatlıkla cebinden çıkarır.
Cihazın içindeki A5 çipi hâlâ çoğu tek kart bilgisayarla yarışabilecek seviyede. Özellikle powervr SGX543MP2 grafik birimi, düşük seviye Sbc'lerle kıyaslandığında resmen canavar. Teknik olarak Zero 2W'dan bariz şekilde daha iyi bir grafik performansı sunuyor, GPU ağırlıklı senaryolarda ham güçte Pi 3B'ye yaklaşabiliyor. Yani ortada “zayıf donanım” falan yok. Ama Apple ne yapmış? Bu gücü almış, tamamen kendine özel ve dışarıya kapalı bir yazılımla mühürlemiş.
Sorun sadece yazılımsal da değil. Apple bu cihaz “kurcalanmasın” diye bilinçli olarak her katmanı kilitlemiş. kalıcı olarak boot zincirine müdahale etmek, shsh doğrulaması yüzünden Apple'ın sunucularından onay almadan mümkün değil. Kendi satın aldığınız donanımı, Apple izin vermediği sürece tam anlamıyla kullanamıyorsunuz. App Store yok, dışarıdan uygulama yükleme yolu kapalı. Fiziksel tasarımda bile bu yaklaşım var; HDMI ile servis USB'sini aynı anda rahatça takmak neredeyse imkânsız. Mühendislik olarak son derece güçlü bir çip, kapalı ekosistem inadı yüzünden fiilen e-atığa dönüşmüş durumda. Bugün bu cihazla yapabildiğiniz tek şey eski Apple TV film içeriklerini açmak; platform desteği kesildiği için YouTube bile yok. Oysa bu donanım özgür bırakılmış olsa neler olurdu? Gayet stabil bir PS1 emülatörü olurdu, düşük güç tüketimli bir akıllı ev merkezi olurdu, küçük ama güçlü bir Linux terminali olurdu. Ama Apple'ın yaklaşımı net: “ben ne kadar izin verirsem o kadar kullanırsın.” e-atığı önleme iddiasıyla şarj cihazını bile kutudan çıkaran bir şirketin, bu noktadaki gerçek yüzünü görmek zor değil.
Bu kilitleri aşmak için bugüne kadar çok şey denendi. Ben özellikle NAND meselesine takıldım. İşlemcinin dfu seviyesinde istismar edilebilen fault injection Exploit'ini pico 2 kullanarak modchip benzeri bir yöntemle tetiklemeyi başardım. USB hattı üzerinden elektriksel zorlama yaparak imzalı yazılım kontrolünü bypass ettim; yani kapıyı araladım. Dfu moduna zorlamak için NAND bacaklarına kısa devre yapmaya kadar gittim. Ancak asıl duvar burada başlıyor: Exploit başarılı olsa bile NAND hâlâ kriptografik olarak kilitli. Apple'ın mühürlü hafıza yapısı yüzünden NAND üzerine kalıcı veri yazamıyorsunuz. Bu da sistemi mecburen RAM üzerinden boot etmeye zorluyor. Sorun şu ki RAM zaten ucu ucuna yetiyor; içine hem işletim sistemini, hem sürücüleri hem de emülatörü sığdırmaya çalışmak pratikte imkânsız. Üstüne bir de Apple'ın kapalı devre sürücülerini ekleyin. CPU'yu kandırsanız bile HDMI sesi ya da GPU'yu tam performansla kullanmak için gereken binary Driver'lar NAND'daki orijinal, imzalı yapıya bağımlı. NAND'a kalıcı yazamadığınız sürece yaptığınız her şey geçici, kırılgan ve pamuk ipliğine bağlı kalıyor.
bir de şimdi bazı arkadaşlar gelip "cihaz kaç yıllık, güncelleme desteği kesildi tabii ki kilitli olacak" falan diye anlatmasın boşuna. Mevzu güncelleme alıp almaması değil, mevzu donanımın tapusunun kimde olduğu. Bugün 10-12 yıllık Android cihazların da güncelleme desteği kesiliyor ama Bootloader kilidini açıp içine istediğimiz sistemi kurabiliyoruz; cihazı bir şekilde hayatta tutuyoruz. Apple ise desteği kestiği cihazın kapılarını öyle bir kilitliyor ki, o güçlü donanım resmen bir çöp yığınına dönüşsün, gidip yenisini alalım istiyor. Android tarafında aşabildiğimiz bu engellerin Apple tarafında birer "donanım hapishanesine" dönüşmesi tamamen bilinçli bir strateji. özetle: Apple bu donanımı teknik olarak öldürmemiş, bilerek kilitlemiş. Sonuç; hala güçlü olan bir cihaz, şu an YouTube bile oynatamıyor.
Meraklıları için Raspberry Pi 3B ile Apple TV 3 boyut olarak karşılaştırması:
Apple TV'de bu GPU ve CPU ile anlık kullanabildiğiniz uygulamalar (Reset atarsanız netflix sonsuza dek gidiyor
):
Cihazın içindeki A5 çipi hâlâ çoğu tek kart bilgisayarla yarışabilecek seviyede. Özellikle powervr SGX543MP2 grafik birimi, düşük seviye Sbc'lerle kıyaslandığında resmen canavar. Teknik olarak Zero 2W'dan bariz şekilde daha iyi bir grafik performansı sunuyor, GPU ağırlıklı senaryolarda ham güçte Pi 3B'ye yaklaşabiliyor. Yani ortada “zayıf donanım” falan yok. Ama Apple ne yapmış? Bu gücü almış, tamamen kendine özel ve dışarıya kapalı bir yazılımla mühürlemiş.
Sorun sadece yazılımsal da değil. Apple bu cihaz “kurcalanmasın” diye bilinçli olarak her katmanı kilitlemiş. kalıcı olarak boot zincirine müdahale etmek, shsh doğrulaması yüzünden Apple'ın sunucularından onay almadan mümkün değil. Kendi satın aldığınız donanımı, Apple izin vermediği sürece tam anlamıyla kullanamıyorsunuz. App Store yok, dışarıdan uygulama yükleme yolu kapalı. Fiziksel tasarımda bile bu yaklaşım var; HDMI ile servis USB'sini aynı anda rahatça takmak neredeyse imkânsız. Mühendislik olarak son derece güçlü bir çip, kapalı ekosistem inadı yüzünden fiilen e-atığa dönüşmüş durumda. Bugün bu cihazla yapabildiğiniz tek şey eski Apple TV film içeriklerini açmak; platform desteği kesildiği için YouTube bile yok. Oysa bu donanım özgür bırakılmış olsa neler olurdu? Gayet stabil bir PS1 emülatörü olurdu, düşük güç tüketimli bir akıllı ev merkezi olurdu, küçük ama güçlü bir Linux terminali olurdu. Ama Apple'ın yaklaşımı net: “ben ne kadar izin verirsem o kadar kullanırsın.” e-atığı önleme iddiasıyla şarj cihazını bile kutudan çıkaran bir şirketin, bu noktadaki gerçek yüzünü görmek zor değil.
Bu kilitleri aşmak için bugüne kadar çok şey denendi. Ben özellikle NAND meselesine takıldım. İşlemcinin dfu seviyesinde istismar edilebilen fault injection Exploit'ini pico 2 kullanarak modchip benzeri bir yöntemle tetiklemeyi başardım. USB hattı üzerinden elektriksel zorlama yaparak imzalı yazılım kontrolünü bypass ettim; yani kapıyı araladım. Dfu moduna zorlamak için NAND bacaklarına kısa devre yapmaya kadar gittim. Ancak asıl duvar burada başlıyor: Exploit başarılı olsa bile NAND hâlâ kriptografik olarak kilitli. Apple'ın mühürlü hafıza yapısı yüzünden NAND üzerine kalıcı veri yazamıyorsunuz. Bu da sistemi mecburen RAM üzerinden boot etmeye zorluyor. Sorun şu ki RAM zaten ucu ucuna yetiyor; içine hem işletim sistemini, hem sürücüleri hem de emülatörü sığdırmaya çalışmak pratikte imkânsız. Üstüne bir de Apple'ın kapalı devre sürücülerini ekleyin. CPU'yu kandırsanız bile HDMI sesi ya da GPU'yu tam performansla kullanmak için gereken binary Driver'lar NAND'daki orijinal, imzalı yapıya bağımlı. NAND'a kalıcı yazamadığınız sürece yaptığınız her şey geçici, kırılgan ve pamuk ipliğine bağlı kalıyor.
bir de şimdi bazı arkadaşlar gelip "cihaz kaç yıllık, güncelleme desteği kesildi tabii ki kilitli olacak" falan diye anlatmasın boşuna. Mevzu güncelleme alıp almaması değil, mevzu donanımın tapusunun kimde olduğu. Bugün 10-12 yıllık Android cihazların da güncelleme desteği kesiliyor ama Bootloader kilidini açıp içine istediğimiz sistemi kurabiliyoruz; cihazı bir şekilde hayatta tutuyoruz. Apple ise desteği kestiği cihazın kapılarını öyle bir kilitliyor ki, o güçlü donanım resmen bir çöp yığınına dönüşsün, gidip yenisini alalım istiyor. Android tarafında aşabildiğimiz bu engellerin Apple tarafında birer "donanım hapishanesine" dönüşmesi tamamen bilinçli bir strateji. özetle: Apple bu donanımı teknik olarak öldürmemiş, bilerek kilitlemiş. Sonuç; hala güçlü olan bir cihaz, şu an YouTube bile oynatamıyor.
Meraklıları için Raspberry Pi 3B ile Apple TV 3 boyut olarak karşılaştırması:
Apple TV'de bu GPU ve CPU ile anlık kullanabildiğiniz uygulamalar (Reset atarsanız netflix sonsuza dek gidiyor
Son düzenleme: