Üreme içgüdüsü aşkın büyük yüzdesini oluşturuyor ama tüm mesele bundan ibaret değil. Bağlanma ihtiyacı, yalnızlığın insan doğasına uygun olmaması, aile kurma hedefi vs birleşince aşk oluyor bana göre. Tabii bunların en temeli üreme içgüdüsü.
 
Aşk dediğimiz şey bana kalırsa beynimizin oyunları, illüzyondan ibaret. Canlılar ürer, yaşar ve ölür. Neslini devam ettirmek için karşılıklı tatmin denilebilir. Hiçbir canlı beğenmediği, hoşuna gitmeyecek bir canlıyla ilişkiye girmek istemez.

Sosyal varlıklar olarak duygusal bağ hissederiz elbette, bunlar normal. Her canlı ailesini korur, yuvadan yavrusunu atan kuşun bile bunu yapmasının sebebi var...
 
Aşk diye bir şey yok, kendini karşıdakinin değerli olduğuna ve iyi hissetmesi gerektiğine ikna edersin ve o da bundan memnun olduğu sürece "iki aşık" oynarsınız. Herhangi bir sebepten birinin fikri değişirse her şey biter. Ne kadar uzun süre bu ikna olma durumu korunursa ve ne kadar güçlü bir ikna içindeysen de o kadar karşıdakini olduğundan daha hoş görür, her şeyine göz yumarsın. İkna bittiğinde ise geriye dönüp düşünürsün ne kadar yanlış birine değer vermişim dersin. Değer vermek ve verilen değeri yok etmemek için bahane aramak aşk olarak adlandırılır ikna durumu içindeki diğer insanlar tarafından. İkna içinde olmayanlar ise boş iş olarak adlandırır.
 
7 senelik bir ilişkim var, aşk yoktur diyenler de bir nevi kendini avutuyor. Hayat eşim kendisi, aşk dediğimiz şeyde de aşırı derin şeyler aramaya gerek yok. Her zaman iki taraflı ya da tek taraflı da olamaz. Ben kiz arkadaşımla tanıştığımda 14 yaşındaydım. Ayni yastaydik daha doğrusu. O güne kadar da çocuktum, ondan öncede. Kısacası, çocukken aşk nedir abi diye sorardım kendime. Komik ve gereksiz olduğunu düşünürdüm, o güne kadar da ergenlerin arasında yaşadığı ilişkilerden hiçbirine sahip olmamıştım. Sevgilim olmamıştı doğrusu. Kız arkadaşımla tanışınca "üremeden bağımsız" kafamda yaşadığım şeyleri dusunuce delirdiğim sandım. Cocuktum neticede, duygularim safti tam anlamiyla. Apayrı bir sevgi, ilgi hissiydi. Ben şanslı olandım, duygularım karşılık buldu ve 7 senedir beraberiz. Üniversite bitince davetiye yollarım arkadaşlar :)

Ha soruyu cevaplamak gerekirse, aşk üreme içgüdüsünden ileri bir sey. Üreme içgüdüsü geçici bir durum. Hem ergenlikle ilgilidir hem de biyolojik yapının geneli. Özellikle erkekler bu yetisini zaten ilerleyen zamanlarda kaybeder. 80 yaşında beraber olan insanlara bakarsanız bunu anlarsiniz.
 
Aşk denilen olgu üreme içgüdüsünden farklı bir şey.
Aşkı bir kişiye karşı duyulan takıntı hali diye yorumluyorum, geçici bir olgu olabilir ama şiddeti sönerse insan toz rüyadan uyanır, bence sevgi daha önemli bir duygu.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Aşk'a anlam yüklemeden bakarsak eğer, üreme için tam bir güdümlenme halidir. Hatta abartırsak aşk normal bir davranış değildir, hatta sağlıklı da değildir. Beyin kimyası işlevini belli bir süreliğine değiştirir, tam bir katatoni durumuna girer. Anlama ve algılama durumun değişir, mantık törpülenir ve doğru kararlar alman zorlaşır. Zaten hayatında 1 kez aşık olmuşsanız ne dediğim size daha mantıklı gelir.
 
İçgüdü. Beyinde bir bölge var. Çalışma prensibi şu: Yeniliyor mu—-> içiliyor mu—-> üreniyor mu? Aşk bir psikozdan ibaret yani…
 
7 senelik bir ilişkim var, aşk yoktur diyenler de bir nevi kendini avutuyor. Hayat eşim kendisi, aşk dediğimiz şeyde de aşırı derin şeyler aramaya gerek yok. Her zaman iki taraflı ya da tek taraflı da olamaz. Ben kiz arkadaşımla tanıştığımda 14 yaşındaydım. Ayni yastaydik daha doğrusu. O güne kadar da çocuktum, ondan öncede. Kısacası, çocukken aşk nedir abi diye sorardım kendime. Komik ve gereksiz olduğunu düşünürdüm, o güne kadar da ergenlerin arasında yaşadığı ilişkilerden hiçbirine sahip olmamıştım. Sevgilim olmamıştı doğrusu. Kız arkadaşımla tanışınca "üremeden bağımsız" kafamda yaşadığım şeyleri dusunuce delirdiğim sandım. Cocuktum neticede, duygularim safti tam anlamiyla. Apayrı bir sevgi, ilgi hissiydi. Ben şanslı olandım, duygularım karşılık buldu ve 7 senedir beraberiz. Üniversite bitince davetiye yollarım arkadaşlar :)

Ha soruyu cevaplamak gerekirse, aşk üreme içgüdüsünden ileri bir sey. Üreme içgüdüsü geçici bir durum. Hem ergenlikle ilgilidir hem de biyolojik yapının geneli. Özellikle erkekler bu yetisini zaten ilerleyen zamanlarda kaybeder. 80 yaşında beraber olan insanlara bakarsanız bunu anlarsiniz.
O aşk olmuyor. Karşılıklı çıkar ve sağladığı ortak faydalarla beraber stabilite oluyor. Bu ikisini sağladığınız sürece hayatınıza bu şekilde devam edebilirsiniz. Ancak unutmamak lazım ki Türkiye çok rekabetçi bir ortam, her şey göz açıp kapayıncaya kadar değişebilir. Yılların inşası bir anda dağılabilir.

Bu arada dediğin gibi hala üniversitedeysen birçok şeyin farkında olamıyorsun. Üniversite bittikten sonra beklentiler artacak. Ya çalışman ya da iş kurman beklenecek. Dağın başında bile yaşasan elinin balta tutması lazım ki hayatını idame ettirebil. En basitinden ailen artık kendi giderlerini kendinin karşılamasını bekleyecek. O zaman bir şeylerin farkına varırsın.

O yol seni pragmatist bir yola itecek. İlişkilerde de fayda aramaya başlayacaksın. Çünkü elindeki tek ürün olan "zamanı" gerçekten kullanmaya başlayacaksın ki hesabını ya sayılarla ya da aklından bir şekil yaparsın. O zaman neymiş aşk anlarsın.
 
Son düzenleme: