Konu Başlıkları Gizle
- 1 Battle Royale’lerden sıkıldınız mı?
- 2 CS:GO ve CoD gibi klasik FPS’ler artık heyecan vermiyor mu?
- 3 Ve çok kolay mı geliyor? O zaman Hunt: Showdown 1896 tam bir şans verin.
- 4 (Kendi ifademle; ''Hunt sek erkek oyunu :]''
- 5 1. Hunt: Showdown 1896 Neden Bu Kadar Özel?
- 6 1. Teknik Detaylar
- 7 2. Oyun Hikayesi ve İçeriği
- 8 3. Silahlar, Ekipmanlar, Avcılar ve Skiller
- 9 8. Port Sulphur Band: Bataklıkların Derinliklerinden Gelen Tınılar
Battle Royale’lerden sıkıldınız mı?
CS:GO ve CoD gibi klasik FPS’ler artık heyecan vermiyor mu?
Ve çok kolay mı geliyor? O zaman Hunt: Showdown 1896 tam bir şans verin.
(Kendi ifademle; ''Hunt sek erkek oyunu :]''
1800'lü yılların korkutucu ve büyüleyici atmosferinde, hem doğaüstü yaratıklara hem de diğer oyunculara karşı savaşmak zorundasınız. Oyunda iğrenç ama hikayesi o kadar gizemli olan bir salgın kasabaya gelir. Ve oyuncu olarak, günahkar bir avcısın! Ama bu oyun sıradan bir FPS değil... Burada ölüm kalıcı, mermiler değerli, yanlış bir hamle seni sıfırdan başlamaya zorlayabilir. Hunt:Showdown, gerçek bir FPS hayatta kalma deneyimi sunuyor. Peki bu oyun neden farklı?
2019’da çıkan orijinal Hunt: Showdown’ın kapsamlı bir güncellemesi olan 1896 sürümü, oyunun teknik altyapısını yenilerken yeni içerikler ve iyileştirmeler getirmiştir. Oyunun teknik detaylarından hikâyesine, yapılan değişikliklerden oynanış mekaniklerine kadar tüm önemli başlıkları elden geçirip sizlere sunmaya, bu oyunu hem inceleyeceğim, hemde tavsiye etmeye çalışacağım. Ayrıca 1834 saat'i geride bıraktım halen aktif bir şekilde oynamaya devam ediyorum.
1. Hunt: Showdown 1896 Neden Bu Kadar Özel?
FPS türünü severseniz, Hunt: Showdown’un farkını anında hissedersin. İşte onu diğer oyunlardan ayıran en büyük özellikler:
19. yüzyılın sonlarında (1895-1896 yıllarında) alternatif bir tarihte geçiyor, 19. yüzyıl Louisiana bataklıkları, çürümüş evler ve terk edilmiş kasabalar... Bu oyunun atmosferi, seni içine çeken bir korku filmi gibi. Sesler, ışıklar ve gölgeler her an bir şeylerin ters gideceğini hissettiriyor. Zombilerden korkmana gerek yok. Oyunun ses atmosferi o kadar kaliteli ki, bir silah sesi veya çevresel nesnelerin sesi seni yerinden zıplatabilir.
1. Teknik Detaylar
Oyun Motoru: Hunt: Showdown, CryEngine oyun motorunun son sürümüyle geliştirilmiştir. Orijinal oyun CryEngine V ile yapılmışken ''1896'' güncellemesiyle motor CryEngine 5.11 sürümüne yükseltilmiştir Bu yükseltme sayesinde oyuna HDR desteği, DirectX 12 API zorunluluğu, NVIDIA DLSS ve AMD FSR gibi modern grafik teknolojileri eklenmiştir. Geliştiriciler, eski nesil konsolların bu yeni motorun gereksinimlerini karşılayamadığını belirterek PlayStation 4 ve Xbox One desteğini sonlandırdı. Sonuç olarak Hunt: Showdown 1896, yeni nesil konsollarda ve PC’de yüksek çözünürlükte ve 60 FPS’de akıcı çalışacak şekilde optimize edildi. Fakat, optimize konusu halen tartışma konusu. Açıkçası, bu grafikleri göze alarak, Ryzen 5 5600H ve RTX 3060 Laptop GPU ile akıcı şekilde oynadığımı söyleyebilirim. Ve sizlere bunu göstereceğim. CryEngine’in güçlü yönü olan ayrıntılı çevre işlemesi korunurken, performans optimizasyonlarıyla önceki sürümlerdeki kare hızı sorunları büyük ölçüde giderilmiş, bununla birlikte, oyunun yüksek sistem talepleri “PC’leri zorlayan Crysis geleneğini sürdürüyor” biçiminde esprili yorumlara da konu olmuştur*
Crytek, 1896 ile CrySpatial Zaten Hunt: Showdown başından beri ses atmosferiyle (ortamdaki sesler, yaratık ve silah sesleri) ön planda olan bir oyundu; bu güncellemede seslerin konumsal doğruluğu ve mekânsal dağılımı daha da iyileştirilmiştir. Örneğin, düşman oyuncuların ve canavarların seslerini yön ve mesafe olarak ayırt etmek daha tutarlı hale gelmiştir. Ayrıca kullanıcı arayüzü sesleri, menü müzikleri gibi yan içerikler de güncellenmiştir. Keşfedilecek çok güzel müzikler var kesinlikle bakmanızı tavsiye ederim...
2. Oyun Hikayesi ve İçeriği
Hunt: Showdown evreni içerik bakımından zengindir. Oyun şu an itibarıyla dört farklı haritada geçmektedir (detayları aşağıda) ve her biri oyunun karanlık atmosferine katkı sağlar. Ayrıca beş büyük boss canavar ve birçok küçük düşman türü mevcuttur (Spoiler vermek gibi olmasın diye bunlardan bahsetmeyeceğim.). Zaman içinde oyuna yeni silahlar, canavarlar ve etkinlikler eklenerek evrenin kapsamı genişletiliyor. Örneğin, başlangıçta yalnızca Louisiana bölgesi konu alınırken, 1896 güncellemesiyle hikâye Colorado’ya kadar uzanmış ve av sahası genişlemiştir. Oyun içi “Mythos” adı verilen kütüphane bölümü altında canavarların ve silahların hikâyesini anlatan Book of Monsters ve Book of Weapons gibi derlemeler, meraklı oyuncuların evreni daha derinden keşfetmesine imkân tanıyor.
Hunt: Showdown şu anda toplam dört adet haritaya sahiptir: Stillwater Bayou, Lawson Delta, DeSalle ve Mammon’s Gulch Her harita 1 km x 1 km boyutlarında (yaklaşık 1 kilometrekare) bir alanı kapsar ve kendine özgü coğrafi yapıya, atmosfere ve stratejik unsurlara sahiptir.
3. Silahlar, Ekipmanlar, Avcılar ve Skiller
Oyunda yüzlerce farklı silah var. Bazıları klasik, bazıları gizli, bazıları ise vahşi. “Legendary Hunters” yani efsanevi karakterler sadece kozmetik değil, tarz meselesi. Her karaktere özel tanıtım videosu çıkartılıyor. Bıçak mı, balta mı, dinamit mi? Her silah bir karakter yansımasıdır. Ayrıca silah modlama yok. Her silahın kendine özgü performansı ve öğrenme eğrisi var. Bu da seni gerçek bir avcı yapıyor. Bir silahta profesyonelleşmek zaman alabiliyor. Kendi oyun tarzını ve silah kitini kendin belirleyebiliyorsun. Ayrıca oyunda karakterlerine, deneyim puanı ile skill basabiliyorsun. Bu silahları daha iyi kullanmana veya sana daha fazla hayatta kalman için veya diğer avcılardan biraz daha güçlü olman için avantaj sağlıyor. Ama bu skilleri kazanabilmen için, bir maça girmeli ve hayatta kalıp tahliye olmalısın. Gelecek maçta bu skill basılmış güçlü karakterini sergileyebilirsin.
4. Boss Canavarlar ve PvE Detayları
5. Haritalar ve Çevresel Hikâye Anlatımı
Her harita sadece görsel değil, aynı zamanda hikaye anlatıyor. Eski bir okul binası mı? Belki bir salgının başladığı yer. Yeni harita olan Mammon’s Gulch gibi haritalar yepyeni bir atmosfer sunuyor: kırmızımsı kayalıklar, maden kasabaları ve trajedi izleri... Ve yeni haritada o diğer haritalardan daha büyük olması lazım. Ve gerçekten, Crytek yeni haritada bir çok iyileştirmeler yaptı, oynanış ve taktik anlamında. Bu da oynama süresini artırıyor, yeni haritada bir çok silah ile oynama tarzı çoğalıyor.
..Mammon’s Gulch sadece yeni bir harita değil, aynı zamanda oyun tarzını değiştiren bir meydan okuma. Crytek burada klasik bataklık ve orman yapısını geride bırakıp, dikey çatışmalara açık, karmaşık maden tünelleriyle dolu bir harita sundu. Artık sadece etrafına değil, yukarı ve aşağıya da dikkat etmelisin. Düşman tepende bir kaya çıkıntısında mı, yoksa altındaki maden tünelinde mi? Bilmiyorsan, ilk kurşun senin kafana gelir.
Bu harita daha geniş, daha karmaşık ve daha çok detay içeriyor. Eski haritalarda 3-4 kilit bölge vardı, Mammon’s Gulch’ta ise her alan kendi içinde bir hikâye taşıyor. Terkedilmiş maden ocakları, yıkılmış evler, kan izleriyle dolu terk edilmiş vagonlar… Her detay, geçmişte ne olduğunu sana anlatıyor. Ve bu detaylar sadece atmosfer değil, taktiksel anlamda da fark yaratıyor.
6. Etkinlikler, Güncellemeler, Topluluk Desteği, Oyun içi Para sistemi
Hunt: Showdown 1896 düzenli olarak büyük çaplı sezonluk etkinlikler sunuyor. Bunlar sadece ödül değil, evrene yeni bir şeyler ekler (yeni boss, silah vs.) Ayrıca oyun içi “Battle Pass” olan “Summons” sistemi de oyuna bağlılığı artırıyor. Steam Dolar'a geçmeden önce, Paralı içerikler gerçekten çok ucuzdu. Fakat şimdi pahalı. Ama şöyle bir avantajı var; Oyunun değerli para sistemi olan ''kan senedi'' ödeme yapmadan bazen yükselebiliyor, savaşarak ve supriz bir şekilde. Böylelikle kolay bir şekilde değerli içerikleri bedava alabiliyorsun. Ve işte burada Hunt’ın gizli ödüllendirme sistemi devreye giriyor: Yeterince cesur, akıllı ve sabırlıysan, oyuna tek kuruş ödemeden de premium içeriklere ulaşabilirsin. “Kan senedi” (Blood Bonds), sadece görevlerden değil, haftalık mücadelelerden, etkinlik puanlarından ve sürpriz ödüllerden de kazanılabiliyor. Bir anda ekranına düşen “+25 Blood Bonds” gibi küçük rakamlar birikiyor, bir bakmışsın efsanevi bir karakteri bedavaya almışsın.
Ayrıca Summons sistemi – yani Hunt’ın Battle Pass mantığı – sadece kozmetik değil, oyun içi hikâyeyi de parça parça açıyor. Her sezon bir tema, bir olay zinciri ve yeni karakterlerle geliyor. Örneğin "Devil’s Moon", “Tide of Shadows” ya da “Scorched Earth” gibi etkinliklerde sadece yeni boss’lar değil, aynı zamanda lore (hikâye derinliği) da güncelleniyor. Yani sen oynarken aslında bu lanetli evrenin yazgısını da şekillendiriyorsun.
7. Tek Başına mı, Takımla mı?
Solo girersen “Soul Survivor” gibisin. (Açıkçası çoğu zaman yalnız oynarım. Fena sarıyor! 1800 küsür saat oynadım halen yeni savaş tecrübeleri öğreniyorum. Evet bazen de oyunda John Wick gibiyim.) Duo veya Trio modunda ise tam bir koordinasyon gerek. Takım içi iletişim, çevre farkındalığı kadar önemli. Kendi içinden bir takım lideri doğurur bu oyun... Çoğu takım arkadaşın seninle aynı fikirde oluyor. Toksik oyuncu çok ama çok az, iletişim açık, bu oyun sayesinde bir çok yabancı arkadaş edindim. Hepimiz ortak noktası, bu oyuna tutkulu bir şekilde bağlıyız. Topluluk gerçekten iyi. (Aman discord gruplarından uzak durun, oyun içi anlaştığınız oyuncularla duo veya trio girmenizi tavsiye ederim.) Bu oyunda takım sadece "yanında adam olsun" diye değil, hayatta kalma şansını artırmak için var. Duo veya Trio modunda, biri seni korurken diğeri banish yapar, biri çatıda gözlem yaparken diğeri tünelden sızar. Planlı hareket eden bir takım, kaosu yönetebilir. Ama dikkat: En zayıf halka kadar güçlüsün. O yüzden, yanındaki kişi panikliyorsa ya da her sesi duyduğunda "rushlayalım" diyorsa, maç bitmeden moralin biter. Ama doğru takım arkadaşlarıyla oynadığında, ortaya muazzam anlar çıkıyor. Biri boss’u oyalarken diğeri düşmanı flank’ler, sonra çıkış noktasında nefes nefese bir kapışma… Kalp atışların ekrana yansıyacak gibi olur. Bu oyun seni sadece refleksinle değil, karakterinle de test eder. Liderlik, sabır, güven, karar alma... Bunlar gerçek anlamda sınanıyor. Solo oynamaksa bambaşka bir kafa. Tek başınasın ama aynı anda her şeyi kontrol ediyorsun: Ses, çevre, loot, pusu… Başka bir oyunda hayatta kalmak için 4 kişi gerekiyorsa, Hunt’ta bu rolü tek başına oynuyorsun. Soul Survivor dedim ya, çok doğru. Yalnızlık burada bir lanet değil, bir beceri. Öz güveni olan, haritayı bilen ve sessiz kalan solo oyuncular John Wick misali haritada gölge gibi dolaşıyor. Hele o 1v3 kazandığın anlar var ya… işte onlar Hunt’ın altına imza attığın anlardır.8. Port Sulphur Band: Bataklıkların Derinliklerinden Gelen Tınılar
Açıkçası burası favori bölümüm... Biraz benim karakteristik yapımı da yansıtıyor. Neyse,Burası gerçekten sanat... İzninizle sizlere bu müzikleri önermek istiyorum. Hunt: Showdown’un atmosferi sadece grafiklerle kurulmaz. O loş ışıkta çatırdayan bir tahta, sisin içinden gelen yankılı bir çığlık ya da uzaklardan gelen bir slide gitar sesi... Tüm bunlar seni sadece bir oyuncu değil, avın da avcının da kalbine inen bir karakter yapar. Ve bu ruhu yaratan ekip, Port Sulphur Band.
Port Sulphur Band, Hunt: Showdown’un müziklerinden sorumlu olan özel bir ekip değil, tam anlamıyla bir ses ruhbanı. Bataklık blues'u, gotik country ve southern doom tınılarıyla hem melodik hem rahatsız edici bir evren yaratıyorlar. Bu müzikler sadece kulağa değil, doğrudan sinir sistemine hitap ediyor.
9. Son olarak; Kimler Bu Oyunu Sevmeli?
Taktik sevenler. Gerçekçi bir atmosfer arayanlar. Kolay zafer değil, terli bir mücadele isteyenler. Ölümden korkmayan, kayıptan ve hatalardan ders çıkaran oyuncular...ve en önemlisi: başarının tadını, çabayla kazanıldığında sevenler. Hunt: Showdown sana kucağında zafer sunmaz. Aksine, seni dener, kırar, yorar... sonra da “hala istiyor musun?” diye sorar. Eğer “evet” diyebiliyorsan, işte o zaman bu oyun senin oyunun olur. Bu oyunu sevmek için sadece iyi nişancı olmak yetmez. Dinlemeyi bilmelisin. Beklemeyi. Kaçmayı. Risk almayı… ve bazen hiçbir şey yapmamayı da öğrenmelisin. Çünkü Hunt, sabırla ödüllendirir. Aceleci, refleks odaklı, her çatışmaya dalmak isteyen FPS oyuncuları burada uzun kalamaz. Ama sessizce çatıyı kontrol eden, bir grubun birbirini yok etmesini izleyen, son kurşunla boss’u indirip kaçarak kazanan oyuncu? İşte o oyuncu burada efsane olur.
Kimler bayılır? ;
Escape From Tarkov, DayZ, Stalker gibi hardcore deneyimleri sevenler. Battle Royale” mantığını ama loot box saçmalığını sevmeyenler .Gerçekçi ses dizaynı, atmosfer ve gerginlik arayanlar. Her maçta “ne olacak acaba?” diyen hikâye kafasında oyuncular. Savaşırken karakter inşa edenler...
[TOOLTIP=][/TOOLTIP]
Son Sözler...
Buraya kadar okuduğunuz için gerçekten teşekkür ederim. Hunt: Showdown benim için sadece bir oyun değil; atmosferiyle, gerilimiyle ve sunduğu eşsiz deneyimle adeta bir tutku. Bu yazıyı hazırlarken amacım yalnızca oyunu tanıtmak değil, aynı zamanda bu karanlık, yoğun ve taktiksel dünyanın içine neden aşık olduğumu da göstermekti. Görsellerin %95’i ve tüm gifler şahsıma aittir. Ultra ayarlarda, HDR açıkken bizzat çekip işledim. HDR'dan SDR'a patlamadan çeviri yapmak tahmin ettiğinizden çok daha zahmetliydi; neredeyse yarım günümü aldı ama değdiğine inanıyorum. Çünkü Hunt: Showdown atmosferi sadece oynanarak değil, görülerek de hissedilen bir oyun. Ne yazık ki gece haritasından görüntü yakalayamadım. Bunun için ardı ardına 15 solo oyun girdim ve ilk defa gece haritası gelmedi... Ama denk gelir gelmez onu da bu yazıya dahil edeceğim. Çünkü Hunt’ın gece atmosferi, gerçekten başka bir boyut. O sis, o sessizlik, o uzaklardan gelen silah sesleri... Tarifi zor, yaşanmalı. Eksik gördüğünüz yerler varsa yorum bırakmaktan çekinmeyin. Bu yazı hem bir inceleme hem bir paylaşım niyetine hazırlandı ve zamanla daha da gelişebilir. ''Bu yazı techolay.net'e özel hazırlandı.'' Eğer beğenilirse, oynanış için rehber içeriği hazırlayabilirim.
Avınız bol, nişanınız net, çıkış noktanız boş olsun!
Dosya Ekleri
Son düzenleme: